Dr. Reşat Sinanoğlu

Dr. Reşat SinanoğluDr. Reşat Sinanoğlu - Yönetim Danışmanı

22 Mayıs 2021

ZOMBİ ŞİRKETLER

Zombi şirketler, devletten aldığı sayısız desteğe karşın, sermaye yaratmayı başaramayan ve fiilen ekonomik aklını ve ömrünü yitirdiği halde, geri ödeyemeyeceği finansal desteklerle suyun üzerinde tutulmaya devam edilen şirketler için kullanılan bir tabirdir.

Kısaca, zombi şirketler yanlış ekonomi politikalarının yarattığı ve çoğalttığı çürük elmalardır. Çoğalmaları önlenemezse diğer sağlıklı elmaları da çürüterek, piyasaların verimsizlik tuzağına düşmelerine neden olurlar.

Piyasaların verimliliği, rekabetçi ekonomik sistemin çürük elmaları zamanında ayıklamasıyla sağlanır. Tüketici egemenliği üzerine inşa edilen piyasa ekonomisinde, sermaye yaratamayan şirketler varlıklarını sürdüremezler.

Piyasalar üstü desteklerle sermaye yaratamayan şirketlerin yaşatılması, devletin “doğrudan vergi” geliri oranının düşmesine ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına neden olur.

Başka bir deyişle, piyasa ekonomilerinde sistemin çürük elmaları ayıklamasına izin verilmezse, Kamu Bütçesinin denkleştirilmesi için “dolaylı vergi” (KDV, ÖTV vb.) oranlarının artırılması kaçınılmaz olur.

Bu takdirde, serbest piyasa ekonomisinin yerel tüketicilere vaat ettiği; ürün ve hizmetlere küresel ölçekte “sınırsız erişim ve eşit koşullarda satın alma” ilkesi zedelenir.

2008 Global Finans Krizinden sonra her ekonomik bunalımda başvurulması alışkanlık haline getirilen parasal genişleme politikalarının, PANDEMİ sürecinde de tercih edilen başat çare olması, anlaşılabilir bir dayanağa sahiptir. Ancak, ülkelerin ekonomik güçleri ne olursa olsun söz konusu yöntemin sürdürülebilirliği yoktur.

Bu nedenle, normalleşme sürecinde hemen her ülkenin piyasa ekonomisinin teorik patikasına geri dönme zorunluluğu vardır.

PANDEMİ sürecinde ekonominin üreten ve tüketen aktörlerini doğrudan karşılıksız (hibe yoluyla) destekleyebilen güçlü ekonomilerin, geri dönüş maliyetleri şüphesiz daha düşük ve toparlanma seviyeleri de daha yüksek olacaktır.

Söz konusu güçlü ekonomilerde, üreticiler ve tüketiciler geri ödeyemeyecekleri borçlarla sürece başlamak zorunda kalmayacakları için normalleşme daha hızlı olacaktır.

Doğrudan hibe vasfında desteklemeyi yeterince yapamayan ülkelerde ise hem borç alanların, hem de verenlerin karşılaşacakları zorluklarla orantılı olarak, geri dönüş maliyetleri daha yüksek ve toparlanma seviyeleri de daha düşük olacaktır. Dolayısıyla, zayıf ekonomilerde normalleşme daha yavaş ve zorlu olacaktır.

Piyasa ekonomilerinde, ekonomik aklın göstergesi olan mali disiplin ve kuramsal davranış gereklerini göz ardı eden düzeltme arayışları ise piyasaların içine düştüğü verimsizlik tuzağını derinleştirecektir.

Halen COVID-19’un tek belirleyici olduğu küresel ekonomide, teknoloji şirketleri dışında reel sektör kazançlarının ne denli düşük oldukları dikkate alınacak olursa, sorunlu şirketlerin mevcut durumlarını, değişen ekonomik çevre etkisi ile birlikte doğru analiz etmeleri ve zombi şirket seviyesine dönüşmeden gerekli adımları atmaları şarttır.

Kaldı ki, reel sektör kazançlarıyla ilgili 20.Yüzyılın son çeyreğinden itibaren belirgin bir düşüş trendi izlenmektedir. 17 Nisan 2021 tarihli “İşletme Yönetiminin Kodları Değişti” isimli yazımda, ekonominin bilinen davranış kalıplarını değiştiren nedenler arasında bu konuya da yer vermiştim.

Kısaca, yaşanılan zorlu dönemin özel şartlarını ve zorladığı dönüşüm gereklerini de gözeterek, yerleşik doğruların ve alışkanlıkların sorgulanma ve analitik karşılıklarının değerlendirilme ihtiyacının artan önemini bir kez daha hatırlatmak istedim.